AŞŞAĞIDAKİ ZATI MUHTEREMLERİN NERDE DOĞUP NAAPTIKLARINI MERAK EDERSENİZ SİZ ARAŞTIRIN.
ŞAHISLARINA MüNHASIR(zat'a has-mahsus) SÖZLER VE DÜŞÜNCELERLE VAROLDULAR, ÖLDÜLER.
NEYZEN TEVFİK
Yerinde kullanıldığı zaman küfrün lugatın ayrılmaz bir parçası olduğunu idda etmiş kişidir. Şairdir, neyzendir, bektaşi tarikatına bağlıdır, esrar içer ve alkoliktir, küfürbazdır, kumarbazdır. Sözleri ve nükteli şiirleri ile cumuhuriyet tarihi filozofları arasında değerlendirlmesi gerken bir zat-ı muhteremdir.
'' KÜFÜR DİLİN CILASIDIR. ''
Turk milleti gariptir
Her lafi kaldirmaz
İbne dersin kizar da
.ikersin aldirmaz
-----------------------------------------------------------
bir ramazan akşamıydı.neyzen tevfik,şimdiki neslin,sararmış eski fotograflarından,köhne kitaplardaki karakalem resimlerden tanıdığı,o dağınık kır saçlı adam gibi değildi,gençti.
annesi,babası ve artık evde başka kim varsa sofranın başına oturmuşlardı.top atıldı,ezan okundu.herkes orucunu açtı.tevfik'lerin sofrasına gelen ilk yemek çorba oldu.babası sofranın ötesine berisine bakındı,altında üstünde bir şey arandı:
"limon yok!oğlum tevfik,koş bakkaldan iki limon al da gel !"
tevfik,babasının emri üzere,sofradan kalkıp en yakın bakkala doğru koşup gitti.ama ne gidiş....
artık yolda ne oldu,tevfik kime rastladı,bilinmez.ama evden limon almak üzere çıkan neyzen tevfik tam yirmi yıl boyunca evine geri dönmedi.sehir sehir,diyar diyar gezdi ve yirmi yıl sonra,bodrum'daki baba evinin kapısını,yine bir ramazan akşamı ve tam iftar saatinde çaldı.sofra kurulmuştu ve yine koca bir tas corba dumanı tüte tüte sofranın ortasında durmaktaydı.tevfik cebinden iki limon çıkardı ve :
"istediğin limonları aldım baba! " diyerek babasına uzattı...
-----------------------------------------------------------
Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel.
Gimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi
Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın.
Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi.
-----------------------------------------------------------
Alemi yaratan kahpe bilir iç yüzünü
Önü zulmet sonu zulmet .ikeyim gündüzünü...
-----------------------------------------------------------
Bir de;
Bana yar olmayan devr-i devranın,
izzet-i ikramını .ikeyim.
yansın ibneler alayı,
su veren itfaiyenin hortumunu .ikeyim.
E bir de:
Tanrı senin hamurunu
necazet(dışkı) ile yoğurmuş
anan seni sıçarken
yanlışlıkla doğurmuş
Bir de;
Örnek alma çiçek çiçek gezen arıyı
sonra pilin biter .ikemezsin karıyı
Olmuşu varken yeme meyvenin hamını
helali varken .ikme namahremin .mını
Güvenme her dostunun yoğurduna sütüne
sonra sokarlar kazığı ta götünün dibine...
------------------------------------------------------------
yesilayci bir profesör, "içkinin zararlari" konulu bir konferans veriyormus.konusmasinin bir yerinde dinleyicilere sormus:
" iki kovadan birine raki digerine su doldurup bunlari bir esegin önüne koysak, esek hangisinden içer acaba " dinleyiciler hep bir agizdan " suyu " demisler. " neden suyu içer" demis profesör, neyzen hemen atilmis " esekliginden "
ahmet rasim milletvekilligi döneminde bu espriyi mustafa kemal'e anlatmis.m.kemal bunu çok begenmis.
atatürk beraberindekilerle bir aksam çiftliginde içerken,az ötede dolasan bir köylü çocugunu yanina çagirarak sormus :
--biz ne yapiyoruz ?
--raki içiyorsunuz.
--söyle bakalim, iki kovadan birine raki digerine su doldursak,bunlari esegin önüne koysak,esek hangisini içer ?
--rakiyi !
--aman,demis,sebebini sormayalim!!!
dr.fahrettin kerim gökay "içkinin zararlari" konulu konferansini vermektedir. bir ara:
--rakinin her kadehi,hayatimizi bir saat kisaltir,der.
dinleyiciler arasinda olan neyzen yerinden firlayip bagirir:
--eyvah,yandik!
--hayrola?
--hesap ettim,meger ben öleli tam kirk yil olmus!!!
-----------------------------------------------------------------
''zevkine payidar-ı yoktur bu işin, sevişin gençler sevişin''
-----------------------------------------------------------------
gözünü aç daha meydan var iken,
dizginin canbaz elinde neyzen!
girmedim ya kapisindan baktim,
cennet'i at pazari sandim ben.
ıhtiyarlik ile gençlik diyerek,
su ayati ikiye böldürme!
ey büyükten de büyük allahim,
benden evvel .....imi öldürme! beyoglu, 1934
-----------------------------------------------------------------
kalmadi gizli kapakli deligi memleketin,
çok sükür kizlarimiz hep anadan dogmaca dul,
tutarim ben dilimi, kimseye sövmem ama,
karsisinda susmaga bir tek yüz bul!
firka,parti diye halkin bogazindan kisarak,
milletin on senedir olmus idi mengenesi.
kazdigi câh-i belaya yine kendi düstü,
örsünü,kiskacini .......min çingenesi. 1918
Halk arasinda çingene oldugu sürülen talât pasa için yazilmistir.talâat pasa, anilarinda ailesinin geçmisiyle ilgili bilgi vererek bu iddiayi reddetmektedir.
------------------------------------------------------------------
kâbe 'den maksat varmaktır yâra,
kör gibi tapınma kuru duvara.
-----------------------------------------------------------------
rivayete göre; atatürk neyzen'in çok içtiğini duyar ve çağırtır. iddialaşırlar sen mi çok içersin ben mi diye. atatürk soruyor neyzen'e:
- ne kadar içersin?
+ valla iki kiloluk içerim.
atatürk gözünü korkutmak için bir iki yokluyor:
-ben daha fazla içerim.
iyi diyor neyzen getirtiyorlar rakıları. neyzen bir tencere biraz da ekmek istiyor.
atatürk soruyor:
- ne yapçaksın bunları?
neyzen rakıyı döküyor, tencerenin içine, ekmek doğramaya başlıyor ve cevaplıyor:
+ dur önce bir çorba içelim.
atatürk "pes" diyor.
-----------------------------------------------------------------
Askerdeyken en büyük sıkıntısı içki yasagıdır.
bir gün tuvalette gizli gizli içki içerken komutan bunu yakalar ve :
-buldun mezeyi içersin tabii. der.
Neyzen tevfik hayatında cevap veremedigi tek lafın bu oldugunu söyler.
-------------------------------------------------------------------
NEYZEN HAKKINDA BİR YORUM
şiirden zerre anlamayan andavaldır.şair olmak iddiası olmadığı gibi böyle bir yeteneği de yoktur.adam şair doğar sonradan olmaz.belli kafiyeleri alt alta dizmek her ortalama angutun yapabileceği bir şeydir.hele hele şiire argo ve küfür soktuğumuz zaman malzeme çoğalacağı için iş daha kolaylaşır.zira şairin asla yer veremeyeceği literatüre bu andavallar yer verebilir.öte yandan kendisine ai olmayan pek çok söz (şiir demeyelim) ona atfedilmiş kavgada söylenmeyecek sözler neyzen babanın lafı denilerek aklanmıştır.ahlaki seviyesi düşen bir toplumun en az ihtiyaç duyacağı şey bu kabilden sözler ve onların şiir diye arzı endam etmesidir.ömer hayyam la bağlantısına gelince.kendisi hayyam'ın eline su dökemeyecek kadar sığ ve bayağı olup doğru veya yanlış herhangi bir felsefenin sözcüsü ya da bir hayat görüşünün ozanı değildir.hazır cevap olması onu değerli kılıyorsa anadolunun ücra kasabalarında nice hazır cevap vardır.cevabı küfürden ibaret olanın ise pratik olarak zaten cevabı yoktur da o sebepten küfür ediyordur.
-----------------------------------------------------------
VE NEYZEN DİYOR Kİ!
âlemin bağ-zârını(meydan-bostan) .ikeyim
sünbül ü verd ü nârını .ikeyim
andelib-i nizârını .ikeyim
hâsılı nev-baharını .ikeyim!
bana yoktur lüzumu gülşeninin,
şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin
ne gulâmının ne de zenninin
hepsinin tâ mezarını .ikeyim!
ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
hayli güçtür bana cefâ etmek,
minnet etmem bu ömre de felek,
atını al, tımarını .ikeyim!
güçcedir bu fakiri aldatmak,
yüzdürüp sonra kündeden atmak,
gözünü aç da sen bana bir bak,
ben senin i'tibarını .ikeyim!
saki-i mâh-rûyına sıçayım,
gülünün reng ü bûyuna sıçayım,
mutrîbin hâyâ-hûyuna sıçayım,
sâgar-ı neşvedârını .ikeyim!
yok sâfâsı hezâr-ı dem-gerinin,
gül-sitanda şükûfe-i terinin,
bezm-i sahbâ-yı rûh-perverinin
neşvesiyle hümârını .ikeyim!
feleğin uğradımsa vartasına,
sıçayım ağzının ta ortasına,
bunu yazsın cihan da hartasına,
kıta'at ü bihârını .ikeyim
----------------------------------------------------
yamansın her zaman aldattın beni
gah düşürdün gahi kaldırdın felek
mecnun'sun diyerek leyla peşinde
ıssız vadilere saldırdın felek
rehbersin dedin sen ben ise kördüm
elimle başıma çok çorap ördüm
kendimi bıraktım alemi gördüm
hesapsız günahlar aldırdın felek
şifadır dedin de zehir tattırdın
gençliğin okunu boşa attırdın
körlerin yurdunda ayna sattırdın
çıkmaz sokaklara daldırdın felek
barışmadı gönlüm mert ile zenle
ne bir iş bilenle ne boş gezenle
hicran köşesinde bozuk düzenle
neyzen'e her telden çaldırdın felek
***********************************************************************************
ÖMER HAYYAM
Cehennemden Cennete uzanan sonsuz ve zamansız bu evrende, hala yaşayan Ömer Hayyam’a ve dostlarına selam olsun....
Şiirlerini Farsça yazan Ömer Hayyâm, rübâîleriyle şöhret kazandı. Dört mısradan ibaret olan rübâîlerinde genellikle felsefî temaları işliyordu. Ömer Hayyâm, şiirlerinde insanın tabiat karşısındaki çaresizliğini, bir türlü çözemediği hayat muammasını ve ölüm karşısındaki durumunu, kötümser, muzdarip ve alaycı yöntemlerle tasvir ediyordu. Matematikçi, gökbilimci ve düşünür. Edebiyat, tıp, tarih, felsefe ve hukuk alanında geniş bir bilgi sahibi. Doğunun efsane ismi. Ölümsüz söz ustası...
Bir çok bilim adamınca Batıni, Mutezile anlayışlarına dâhil görülür. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.
Ömer Hayyam ve Din; “Bir elde kadeh, bir elde Kur’an / Bir helaldir işimiz, bir haram / Şu yarım yamalak dünyada / Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman...”
Hayyam ve Astronomi denince, “Melikşah Yıldız Kataloğu” adlı tablolar ve “Celali Takvimi” gelir.
Matematikçi Hayyam ise, aritmetikte bir sayının n’inci köklerinin hesabı, cebirde 3. derece denklem çözümü, geometride orantılar teorisi ve analitik geometrinin temelini attı.
Hayyam; kanı, canlılığı, güneşi, ışığı ve bütün güzelliği ŞARAP ile anlattı. Bilimsel çalışmalarına ara verip, yıldızları seyrederken, insanları ve evreni gözlemlerken, hissettiklerini, gördüklerini ve ruhunun isyanını felsefi bir düşünce içinde Fars edebiyatının “terane” kalıbıyla şiirlere döktü...
*
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?
*
Ben ne camiye yararım, ne hayvana!
Bir başka hamur benimki, başka maya.
Yoksul gavur, çirkin orospu gibiyim:
Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya!
*
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
*
İçin temiz olmadıksan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
*
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
*
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.
*
Varlığın sırları saklı, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedi-kodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.
*
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!
*
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?
*
Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!
*
Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
Nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
Ev mi dayanır, bu sel yatağına?
Bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?
*
Adam olduysan hesap ver kendine:
Getirdiğin ne? Götüreceğin ne?
Şarap içersem ölürüm diyorsun:
İçsen de öleceksin, içmesen de!
*
Her gece aklım dalar gider engine.
Ağlarım, inciler dolar eteğime.
Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana:
Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne!
*
Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert!
Güzel canın da bir gün elbet.
Toprağında yeşillikler bitmeden
Uzan yeşilliğe, gününü gün et.
İnsan toraktan yaratılmıştır. Tekrar toprağa döner. Bedeni can'ı karaşır toprağa. Sonra bir gün toprak bir testide şarap gelir önüne. Hangi bedendendir bu testi içinde ki kimin can'ıdır.
1 yorum:
niye sustun?
yazsana daha çok!
okudukça okuyorum ben...
Yorum Gönder